ingilizce


Önizlemeli İngilizce Döküman Paylaşım Sitesi (Türkiye’de İlk)

Nisan 7th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

250x250 Önizlemeli İngilizce Döküman Paylaşım Sitesi (Türkiyede İlk)www.ingilizcecin.com Türkiye’nin ilk önizlemeli İngilizce döküman (doc, ppt, pdf, xls) paylaşma ve indirme sitesi. Yani, artık içeriklerini görmediğiniz dökümanları indirmek zorunda değilsiniz. Bu sitede dökümanları GÖR > BEĞEN > İNDİR mantığı var. İstediğiniz dökümanlara daha kolay ulaşabilmeniz için İngilizce Dersleri 10′larca kategoriye ayrılmıştır. Ayrıca bu sitede kendi hazırladığınız slayt, yazılı, konu anlatımı, vb.. dökümanlarınızı saniyeler içinde yükleyip paylaşabilirsiniz.
AddThis Social Bookmark Button

FATİH HAN ŞİİRİ

Mart 5th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana Ağlasa derd-i derûnum çeşm-i giryânım sana Âşikâr olurdu gâlib râz-ı pinhânım sana (Sevgili!) İçimdeki dertler ile, yaş dolu gözlerim senin için ağlayacak olsa, (gönlümdeki) gizli sırlarım (gözyaşlarıma) gâlip gelir ve (sırlar) sana aşikâr olurdu. Mesned-i hüsn üzre sen ben hâk-i rehde pâymâl Mûr hâlin nice arz ede Süleyman’ım sana [...]

AddThis Social Bookmark Button

Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir

Mart 5th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

Efendimsin cihânda i’tibârım varsa sendendir Miyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir Veren bu sûret-i mevhûme revnak reng-i hüsnündür Gülistân-ı hayâlim nevbâharım varsa sendendir Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencide Ger ey mihr-i münîr âh u zârım varsa sendendir Senin pervâne-i hicrânınam sen şem’-i vuslatsın [...]

AddThis Social Bookmark Button

Hem acizim hem edepsizem hem cahil

Mart 5th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

Hem acizim hem edepsizem hem cahil Umman nedir katre ne nedir sahil Kah okyanusta balık oldum Kah çöllerde fil Dert beni bulmadan dolaştım gafil ve sefil kimi aklını gizler kimi cehaletini kimileri hiç bozmaz ruhi haletini Aptal aptal dediklerim gerçek abdal imiş Kendini umman sanan ummanda battal imiş Ben küçüğüm amma Ezelde verdiğim söz büyük [...]

AddThis Social Bookmark Button

Dan BROWN-Da Vinci’nin Şifresi Kitabının Özeti

Şubat 28th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

Kitabın Adı : Da Vinci’ nin Şifresi
Kitabın Yazarı : Dan Brown

KİTABIN ÖZETİ:

Paris Louvre Müzesi müdürü Jacques Sauniere, ünlü simgebilim profesörü Robert Langdon ile buluşacağı gece, müzede bir cinayete kurban gider. Otel odasında istirahat etmekte olan Langdon resepsiyondan gelen telefonla uyanır. Telefondaki görevli, polis teşkilatından Teğmen Collet’ in kendisiyle görüşmek istediğini söyler. Teğmen Collet, müze müdürü Sauniere’ nin cesedinin fotoğraflarını
Langdon’ a gösterir ve müzeye gelmesini ister.
Langdon’ u müzede Yüzbaşı Fache karşılar ve cesedin bulunduğu yere götürür. Langdon, Müdür Sauniere’ nin yerde kolları ve bacakları açık, çırılçıplak cesedini görür. Cesedin hemen yanında ise Sauniere’ nin ölmeden hemen önce yazdığı bir mesaj vardır. Anlaşılan Sauniere birilerine bazı mesajlar vermek istiyordu. Langdon mesajı çözmeye çalışırken müzeye kriptoloji ajanı Sophie Neveu gelir. Yüzbaşı Fache bir numaralı cinayet zanlısı olarak Profesör Langdon’ u görmektedir. Sophie Langdon’ a, Paris ABD Büyükelçisi ile temas kurması gerektiğini ve kendisine bir mesaj olduğunu söyler. Araması için kendi telefonunu Langdon’ a uzatır. Longdon Amerikan Büyükelçiliğini aradığında karşısına telesekreter mesajı çıkar, mesajdaki ses ise Sophie’ nin sesidir. Sophie mesajında profesöre tehlikede olduğunu, Fache’ nin cinayet zanlısı olarak Langdon’ u gördüğünü söylemektedir. Telefonu kapatan Langdon tuvalete gitti. Bu arada Fache ve Sophie tartışıyorlardı ve Fache Neveu’ nun olay yerini terk etmesini istiyordu. Sophie olay yerinden uzaklaştı ama müzeyi terk etmedi. Profesöre yardım etmesi gerekiyordu, gizlice tuvalete gitti. Profesöre cebinden çıkardığı cesede ait bir fotoğrafı gösterdi. Sauniere’ nin yazdığı mesajın sonunda “P.S. Robert Langdon’ u bul” yazıyordu. Yüzbaşı Fache bu cümleyi sildirmişti. Langdon, neden cinayet zanlısı olarak görüldüğünü şimdi anlamıştı. Eğer geri dönerse Fache tarafından tutuklanacaktı. Sophie, tek çarenin tuvaletteki küçük pencereden Amerikan Büyükelçiliğine kaçmak olduğunu söyledi. Profesör ise kaçarsa cinayeti kabulleneceğini düşünüyordu. Profesörün cebine yerleştirilen ve sinyal gönderen küçük bir aleti bir sabunun içine yerleştirdikten sonra camı kırarak kırmızı ışıkta bekleyen kamyonun üzerine fırlattılar.

Yüzbaşı Fache ise Langdon’ un kaçtığını zannederek adamları ile birlikte sinyali takibe başlar. Bu sırada Ajan Neveu ve Profesör Langdon olay yerine dönerler. Sophie yerde yatan Sauniere’ nin büyükbabası olduğunu söyler. Sophie ve Sauniere uzun süredir görüşmemektedirler. Mesajdaki “P.S.” ise Sauniere’ nin torununa taktığı lakap olan Prenses Sophie kelimelerinin baş harfleridir. Sauniere arkasında bıraktığı sırların Profesör Langdon tarafından çözülebileceğini düşünerek torununa bu mesajı bırakmıştır.

Langdon ve Sophie, Sauniere’ nin bıraktığı mesajın bir anagram yani şifre olduğunu keşfederler. Mesajda “Leonardo Da Vinci, Mona Lisa” yazmaktadır. Müzedeki Mona Lisa tablosunun arkasında haçı andıran ve ortasında P.S. yazan bir anahtar bulurlar. Bu anahtarın Sauniere’ in Zürih Emanet Bankası’ndaki kasasının anahtarı olduğunu anlarlar ve hemen bankaya doğru yola çıkarlar. Bu arada polis onların peşindedir, ABD Büyükelçiliği’ne giden yol kesilmiştir.

Zürih Emanet Bankası Müdürü Andre Vernet ile görüşen Langdon ve Sophie kasayı açarlar ve içinden çıkan kutuyu alırlar. Bu sırada Yüzbaşı Fache ve adamları bankaya gelmişlerdir. Sophie ve Langdon, Müdür Vernet ile birlikte bankanın arabalarından birine binerler ve Vernet sayesinde polisleri atlatırlar. Fakat Vernet, Langdon ve Sophie’ yi güvenli bir bölgeye getirdikten sonra silahını onlara doğrultur ve kutuyu ister. Langdon ve Sophie, Vernet’ i atlatmayı başarır. Kutunun içinden şifreli bir kripteks çıkar. Şifreyi çözebilmek için Langdon’ un arkadaşı Sir Leigh Teabing’ e giderler.

Teobing hayatını Kutsal Kadeh’ i bulmaya adamış, İngiliz Kraliyet ailesi tarafından kendisine Sir unvanı verilmiş usta bir tarihçidir. Teabing, Langdon ve Sophie’ ye kripteksin İsa Mesih’in “Kutsal Kâse”sine ulaşmak için gerekli olan “Kilit Taşı”nın yerini gösteren bir şifre olduğunu belirtir ve Kutsal Kâse ile Da Vinci arasındaki bağlantıyı anlatır: 1099 yılında kurulan Sion Tarikatı kardeşlik bağları çok güçlü olan bir tarikattır. Tarikatı yönetenler arasında Leonardo Da Vinci, Isaac Newton, Victor Hugo gibi önemli isimler vardı. Tarikata üye olmak ve güven kazanmak çok zordu. Sion Tarikatında, Hıristiyanlığın aksine kadın çok değerliydi. Tüm bilinenlerin aksine Hz. İsa evliydi ve çocukları vardı. Hz. İsa çarmıha gerilirken, karısı Magdalalı Meryem hamileydi ve İsa’nın soyunu devam ettirmek için Fransa’ya kaçmıştı. Sion Tarikatı üyeleri kendilerini bu gerçekleri korumaya adamışlardı. Tarikatın simgeleri olan Gül ve Kutsal Kâse Magdalalı Meryem’i temsil etmektedir. Kilise yani Vatikan ise yüzyıllarca bu gerçeği saklamıştır ve belgelere ulaşmak için birçok tarikat üyesini öldürmüştür. Sauniere ise bu tarikatın son büyük ustasıydı ve bu sırrı saklaması için torunu Sophie’ yi seçmişti.

Kutsal Kâse’nin peşinde olanlar sadece Langdon, Sophie ve Teabing değildi. Karanlık bir tarikat olan Opus Der tarikatının başındaki Piskopos Manuel Aringorasa da gizli belgeleri ele geçirmek niyetindeydi. Belgeleri Vatikan’a vererek kiliseden bazı imtiyazlar ve yüklü miktarda para kazanmayı düşünüyordu. Kutsal Kâse’yi bulmak için Silas adındaki tarikat üyesi görevlendirilmişti. Silas ise talimatları “Öğretmen” lakaplı bir adamdan alıyordu. Müdür Sauniere’ yi de Silas öldürmüştü ve şimdi de Langdon, Sophie ve Teabing’ in peşine düşmüştü.

Langdon, Sophie ve Teabing çözdükleri şifrelerden yola çıkarak Kutsal Kâse’ nin İngiltere’deki bir mezarda olduğunu tahmin ederler ve birlikte İngiltere’ye giderler. Fakat Sauniere’ nin katili Silas onları bulur ve Sir Teabing ile birlikte kripteksi kaçırır. Langdon şifrelerden yola çıkarak mezarın Isaac Newton’a ait mezar olduğunu tespit eder ve kripteksi çalan kişinin de mezara geleceğini düşünür. Fakat mezara geldiklerinde onları büyük bir sürpriz beklemektedir.

Karşılarında Sir Teabing durmaktadır. Öğretmen lakaplı kişinin aslında Teabing olduğunu öğrenirler. Langdon, Teabing’ i etkisiz hale getirir ve kendilerini Londra’ya kadar takip eden Yüzbaşı Fache’ ye teslim eder. Böylece Langdon ve Sophie de aklanmış olur.

Langdon ve Sophie, son şifreyi de çözerler ve Rosslyn Şapeli’ne giderler. Rosslyn’ de Kutsal Kadehi ararlarken yanlarına genç bir adam gelir ve onları Rosslyn Vakfının başkanı ve büyükannesi olan Maria’ nın yanına götürür. Maria Sophie’ nin büyükanesidir ve Sophie’ yi hemen tanır. Sophie büyükbabasının küçükken kendisini buraya birkaç kez getirdiğini hatırlar. Maria tüm gerçekleri Langdon ve Sophie’ ye anlatır. Ailenin Hz. İsa’ nın soyundan geldiğini, güvenlik amacıyla soyadlarını değiştirdiklerini söyler. Sophie’ nin anne ve babası esrarengiz bir trafik kazasında ölmüşler ya da öldürülmüşlerdir. Sauniere de eşini, Sophie’ yi ve kardeşini buraya yerleştirir.

Sophie, büyükannesi ve kardeşini bulmuştur. Ama Profesör Langdon ise hala Kutsal Kadehin yerini aramaktadır. Langdon şifreleri takip eder ve Kutsal Kâse’ nin Louvre Müzesinde olduğunu anlar. Ama bu gerçek onunla saklı kalacaktır.

KİŞİLER:

Langdon: Sauniere’ nin ölümüyle beraber Sophie’ ye Sauniere’ nin bıraktığı simgeleri çözerek yardım eden simge bilimcidir.

Sophie: Annesini ve babasını bir trafik kazasında kaybeden bir kriptoloji uzmanıdır. Büyükbabasıyla ölmesinden önce konuşmamaktadır ve bundan şüphe duymaktadır.

Jacques Sauniere: Louvre Müzesi müdürü olmakla beraber Sophie’ nin büyükbabasıdır. Ölmeden önce söyleyemediği sırlarını şifreleyerek küçükken şifreleri çözümlemeyi öğrettiği torununa bırakır. Langdon’ u da ona yardım etmesi için yönlendirir.

class="thanks_button thanks_large thanks_brown"
style="background-image:url(http://www.ilkedebiyat.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_brown.png); font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
id="thanksButton_1423_2" title="Click to left “Thanks” for this post"/>
AddThis Social Bookmark Button

Halide Edip ADIVAR’ın Türk’ün Ateşle İmtihanı kitabının özeti

Şubat 27th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

TÜRKÜN ATEŞLE İMTİHANI
HALİDE EDİP ADIVAR

30 Ekim 1918’de İngilizler’in İstanbul’u işgal etmesiyle Türk insanının durumu yorgun, şaşkın ve canından bıkkın bir haldeydi. Yıllarca süren savaştan, sefaletten sonra bir de yurdumuzun işgal edilmesi, yani özgürlüğümüzün elimizden alınmak üzere olması Türk insanını bu hale getirmişti. İstanbul’da yaşayan, çoğunluğunu genç subayların oluşturduğu milliyetçiler, gizli dernekler kurup İtilaf Devletleri’nin toplattığı silahları Anadolu’ya kaçırmaya çalışıyor, bir yandan da memleket için kurtuluş yolları arıyorlardı. Halide Edip, bu derneklerin başkanlarına yakın biri olarak, milliyetçilerin bir araya gelip toplantı yapmak için ne büyük zahmete katlandıklarını bizzat yaşamıştır. Halk ise gazeteler sansür altında olduğundan, olan bitenden habersiz, padişahın İngilizler’le kurduğu yakınlıktan ve İngilizler’in medeni bir devlet olmasından dolayı Anadolu’yu Osmanlı Türklerine bırakacaklarını sanıyordu. Bizi savaşa sokan ittihatçıların çoğu Meclis-i Mebusan’da vekildi ve halk bunlara tepki duyuyordu. Bunu fırsat bilen Tevfik Paşa meclisi kapatmıştı. 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’i işgalinden sonra İngilizler Anadolu’ya giden bütün yolları tutmuşlar, tenha yolları da Osmanlı içindeki Hristiyan çetelerine tutturmuşlardı. Dernekler faaliyetlerine devam edemez olmuş, Halide Edip gibi milliyetçi kişiler hakkında idam kararları çıkarılmaya başlanmıştı. Özellikle Halide Edip’in Sultanahmet mitinginde söylediği “…hükümetler düşmanımız, milletler dostumuz ve kalbimizdeki haklı isyan kuvvetimizdir.” sözü şimşekleri kendi üzerine çekmişti. Daha fazla İstanbul’da kalamayan milliyetçiler Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasıyla Anadolu’ya kaçmaya başlamışlardır. Bu kaçış ikişer üçer kişilik gruplar halinde ve çok tehlikeliydi. Düzenli olarak silah kaçıran ve milliyetçilerin güvenliğini sağlayan, İzmit’teki ve Adapazarın’daki en kalabalığı 80 kişiden oluşan çetelerdi. Bu çeteler, geceleri milliyetçileri köylerde ağırlıyor, yağmur, çamur, yorgunluk gibi zor şartları hiçe sayıyorlardı. 11 gün süren yolculuğun ardından Ankara Garı’nda Mustafa Kemal ve halk tarafından karşılanan Dr. Adnan ve Halide, o gün bir eve yerleşir ve hemen ertesi gün eski Ziraat akültesi binasında olan karargahta çalışmaya başlarlar. Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi’nden sonra yeni bir meclis kurulması zorunluluğu gündeme gelmişti. Mustafa Kemal her ilden ikişer milletvekili seçilip Ankara’ya gönderilmesini talep eder. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi kurulur ve Mustafa Kemal meclis başkanı seçilir.
Bu olaya muhalefet olan Hilafet yanlılarının kurduğu ordu, meclisin kapanması için Ankara’ya doğru yürüyüşe geçer. Bu isyanı bastırabilecek bir tek bu çeteler vardı. Mustafa Kemal bunları durdurmak için Çerkez Ethem’i görevlendirdi. İzmit’te gerçekleşen bu kuvvetlerin çarpışmasından Çerkez Ethem galip geldi. Bu galibiyet çetelerin itibarını artırdı. Ali Fuat Paşa bile üniformasını çıkarıp dağlara çıkmıştı. Çeteler büyük bir kuvvet olmalarına rağmen ordunun himayesine girmeyi reddediyorlardı. İhtiyaçlarını da halktan zorla karşıladıkları için de sürekli sorun yaratıyorlardı.

İlk iş olan düzenli ordunun kurulması, Aralık ayının sonlarına doğru, büyük kavgalarla gerçekleştirildi. Ethem’in 3 bin kişilik ordusu, 100 makineli tüfeği ayrıca 4 topu vardı. Bu gücüne güvenerek meclise; faaliyetlerinin durdurmasını, halkı yeniden savaşa sokmamasını, İstanbul hükümetiyle işbirliği yapmasını söyleyen bir ültimatom gönderdi. Yunanlılar Bursa’ya yürümeye başlamıştı ama Ethem’le Albay Refet, yani kardeşler savaşıyordu. Ethem düzenli odunun kuvvetlerine karşı koyamayıp kuvvetlerini geri çekmek zorunda kaldı. Ordumuzla 11 Ocak’ta (1.İnönü) Eskişehir’in batısında karşı karşıya gelen Yunanlılar Albay İsmet komutasında ağır bir yenilgiye uğradılar. Bundan dolayı, toplanan Londra Konferansı’na Ankara’dan da temsilcileri çağırdılar. Sevr’in bir benzeri olan bu konferanstan bir sonuç alınamamış ve Yunanlılar Afyaon’dan saldırıya geçmişlerdi. 31 Mart’ta (2.İnönü) yine bozguna uğratılan Yunanlılar geri çekilmek zorunda kaldılar.

Bu dönemde askerlere yardım amacıyla Hilal-i Ahmer (Kızılay) Hastahanesi’ne gönüllü olarak hastabakıcı olarak Eskişehir’de, cephe gerisindeki bir hastahanede çalışmaya başladı. Bu arada Yunanlılar boş durmuyor İzmir’I bir silah yığınağı haline çeviriyordu. Bunda İngilizlerin Yunanistan’a yaptığı silah ve maddi desteğin büyük payı vardır. Hazırlıklarını tamalayan Yunanlılar bizim 4 katıumız kadar bir kuvvetle, 9 Haziranda saldırıya geçtiler. Bu saldırılara karşı koyamayan ordumuz, toparlanmak için Sakarya’nın doğusuna çekildi.

Bu geri çekilme mecliste büyük çalkantılara neden oldu. Yapılan oylamayla Mustafa Kemal başkomutan seçildi. Tekalif-I Milliye emirleri çıkartılıp ordumuzun ikmal işleri halk tarafından yapıldı. Ordunun kurulmasında en çok emeği geçen Refet Paşa durmadan çalışıyor, memleketin her tarafını arayıp, tarayıp gönüllü askerler topluyordu. Savaş başladığında 25.000 askerimiz vardı. Bunların 16.000’i şehit olmasına rağmen savaş sonunda 40.000 askerimiz vardı. 2 ay gibi kısa bir sürede hazırlıklarını tamamladı. İçindeki milli duygularla sürekli dürtülen Halide, silah altına girmeye karar verir. Mustafa Kemal’in karargahında çalışmaya başlar. Buradaki görevi, günlük zaiyat raporlarını tutmak ve yabancı gazeteleri takip edip, yabancı kamuoyunun savaşla ilgili düşüncelerini çevirip Mustafa Kemal’e iletmekti. Ordumuzun Yunanlılara göre sayısının az olmasından dolayı güzel bir savunma planı yapıldı. 25 Ağustos’ta çarpışmalar başladı. Fedakar Türk askerleri öleceklerini bilseler bile mevzilerini terk etmeyip çarpışırlar ve mevzilerimize Yunanlıları sokmazlar. Savaş 22 gün sürmüş ve dünyanın en uzun süren meydan muharebesi olmuştur. 19 Eylül’de başlayan yunan geri çekilişi 16 Eylül günü sonlanmıştı. Artık zafer bizimdi.

Mustafa Kemal’in sabahlara kadar çalıştığını yakından takip eden Halide ona “Savaş bitti. Artık dinlenmeye çekilme vaktiniz geldi.” dediğinde sert bir tepkiyle “Asıl savaş bundan sonra başlıyor.” cevabını almıştı.

22 Eylül’de Mudanya Mütarekesi imzalanmış resmi olarak savaş galibiyetimizle bitmişti. Yunanlılar kaçarken geçtikleri köyleri yakıp yıkmışlardı. Bu savaşta onbaşı rütbesi alan Halide’nin bir görevi daha vardı. Tetkik-i Mezalim Heyeti’nin başına geçmek ve Yunanlıların verdikleri zararları tespit etmek, Anadolu insanına ettiği işkenceleri kayıtlara geçirmekti. Çok acı olayların yaşandığı Anadolu köylerinde halkın yaşadıkları anlatmakla bitmez. Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU, Yusuf AKÇURA ve bir fotoğrafçının olduğu bu heyet çalışmalarını bitirdikten sonra Ankara’ya döner. Döndüğünde, asker üniforması giyen küçük çocuklar, Halide’nin dikkatini çeker. Bunların neci olduklarını yanındaki yüzbaşıya sorar. Bunlar Kazım Karabekir Paşa’nın evlat edindiği, yaşları 6 ile 14 arasında değişen, ailelei savaşta ölmüş, 2 bin kadar yetim Türk çocuğu idi. Bu örnek davranışından dolayı Kazım Paşa’yı ziyaret edip tebrik eder.

Halide Edip yurdumuzun düşmanlardan temizlenmesinden duyduğu huzurla eşyalarını toplayıp İstanbul’a, çocuklarının yanına, doğup büyüdüğü eve döndüğünde Mahmure ablasıyla çocukluk günlerinde olduğu gibi kucaklaşır.

class="thanks_button thanks_large thanks_brown"
style="background-image:url(http://www.ilkedebiyat.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_brown.png); font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
id="thanksButton_1421_2" title="Click to left “Thanks” for this post"/>
AddThis Social Bookmark Button

Necati CUMALI’nın Zeliş adlı romanının özeti

Şubat 26th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

ZELİŞ – NECATİ CUMALI

Zeliş genç bir köylü kızıdır.Geçimlerini tütüncülük ile sağlamaktadır. Zeliş bir gün evde otururken keçileri urganını koparır ve biraz uzakta oturan komşularının tarlasının bir bölümüne zarar verir. Zeliş keçisinin kaçtığını anlar ve etrafta onu arar.Keçisinin girdiği tarlada Cemal isimli bir genç ile tanışır. Birbirlerinden etkilenirler. Sürekli birbirlerini düşünmekten kendilerini alıkoyamazlar. Fakat Zeliş’in babası Recep ,Zeliş’i arkadaşı Bekir ile evlendirmeye söz vermiştir. Aslında Bekir’e borçludur ve bu yüzden Zeliş’i Bekir’e vermek istemektedir. Zeliş ise bu olyların farkında değildir.

Bir gün o yöredeki halkın bir araya gelip eğlendikleri bir gece Zeliş le Cemal sürekli gözgöze geldiler ve birbirleri ile konuşabilmek için kendilerinde cesaret aradılar.Daha sonra kendilerini toparladılar ve kalabalıktan ayrılıp kimsenin olmadığı bir yerde bir araya geldiler. Recep ise Zeliş ‘i bir an önce Bekir ile evlendirmeyi planlamaktadır. O yörede yaşayan Yaşar adlı bir genç Zeliş ile Cemalin birbirlerni sevdiğini fark eder ve onları ayırabilmek için ortalığa bir çok dedikodu yayar. Bekir ise söylentilere oldukça kızmıştır.Zeliş ‘in ona karşı davranışları ise söylentileri doğrulamaktadır.

Cemal ile Zeliş köydeki dedikodular.yüzünden aileleri tarafından sıkıştırılmışlardır.Bu yüzden de mektuplaşmaya başlarlar.Bir süre sonra Cemal’in Zeliş ‘i kaçıracağı dedikodusu bütün yöreyi sardı.Bu sırada o yörede sevilmeyen Fehmi Has isimli birisi ve Yaşar ,Bekir’i Zeliş ‘ i kaçırmak konusunda ikna ettiler.Zeliş’im babası kaçırma işinin kendisinin göremeyeceği bir yerde gerçekleşirse bu olaya göz yumacağını söyledi.Böylece babası da kızının kaçırılmasına izin verdi dedirtmeyecekti.

Bekir ve arkadaşları bu planı kurarak araba bile bulmuşlardı.Zeliş’i kaçırmak için evden uzaklaşmasını bekliyorlardı.Zeliş’in kardeşi Rabiya ise arabayı görmüş,koşturarak kaçırılacağını ablasına haber vermişti.Zeliş ise evden çıkıp doğruca Cemal’in evine koşmaya başladı.Cemali bir an önce bulup kaçmaları gerekiyordu.Cemal ,Zeliş ‘in koşturarak geldiğini görmüş ve durumu anlamıştı.Cemal Zeliş ‘in kolundan tutup dağlara doğru kaçmaya başladılar.Gözden kaybolduklarında akşam olmuştu.Cemal geceyi geçirebilmek için bir tanıdık bulması gerektiğine karar verdi.Geceyi askerde olan çocukluk arkadaşının evinde geçirmeye karar verdiler.Bekir ve arkadaşları Cemal hakkında suç duyurusunda bulundular.Cemal’in bu işi babası ile planladığını ve Cemal ile babasının kızı birlikte kaçırdıklarını söylediler.Böylece Cemal’in babasını hapse attırıp Cemal’i ortaya çıkarmayı planlıyorlardı.Fakat olylar onların istediği gibi gitmedi.Cemal’in babası onu çok seven bir arkadaşı sayesinde hapisten çıkarıldı.

Zeliş ile Cemal ise zengin bir çiftçinin yanında çalışmaya başladılar.Onlara işveren bu adam bir süre sonra onların evden kaçtıklarını anlar ve onları jandarmaya ihbar eder.Jandarma Cemal’i tutuklar ve hapse atar.

Cemal’in duruşmasında Zeliş ,Bekir ve arkadaşlarının bütün yaptıklarını anlatır.Bu olaylara seyirci olan iki ailenin tanıdıkları Receb ‘i şikayetini geri çekmesi için ikna ederler.Böylece Cemal kurtulur ve Zeliş ile evlenirler

class="thanks_button thanks_large thanks_brown"
style="background-image:url(http://www.ilkedebiyat.com/wp-content/plugins/thanks-you-counter-button/images/thanks_large_brown.png); font-family: Verdana, Arial, Sans-Serif; font-size: 14px; font-weight: normal;; color:#ffffff;"
id="thanksButton_1419_2" title="Click to left “Thanks” for this post"/>
AddThis Social Bookmark Button

Paragraf Konu Testi – 3

Şubat 25th, 2012 admin Posted in Genel Konular | No Comments »

125edebiyatforum Paragraf Konu Testi   31.I. Sevgi, bir havai fişeğe benzer.

II. O çeşit çeşit renkleri de herkes görsün.

III. Bırakın yüreğinizdeki havai fişekler göklere yükselsin, orada patlayarak bin bir renkte yere in­sin.

IV.  içimizdeki en büyük güzellik sevgidir.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden bir pa­ragraf oluşturulduğunda sıralama nasıl olur?

A) I-II-III-IV                   B) II-IV-III-I

C) IV-I-III-II                   D) III-II-IV-I

 

2. İnsanoğlunun düşünme, tasarlama, düş kurma ve anlatma gibi yetilerinin tümü dilin toprağında boy atıp gelişmiştir. Bunun için de bilginler, dü­şünürler: “İnsanı insan kılan yanı onun dilidir.” demişler; uygarlığın doğmasını, gelişmesini de buna bağlamışlardır.

Bu paragrafın konusu, aşağıdakilerden hangi­sidir?

A) İnsanın temel özelliği

B) Dilin önemi

C) Uygarlığın gelişimi

D) Dil – uygarlık ilişkisi

 

3. İnsanların asgari ihtiyaçlarını çok zor şartlarda elde ettiği bir ortamda doğal olarak, kimsenin sanatın peşinden koşması beklenemez. Böyle bir toplum­da, insanlar, günlük ekmek kavgasının peşindedir. Öncelikli olarak fiziksel açlıklarını giderme derdindedir.

Bu parça aşağıdaki soruların hangisine karşı­lık olarak yazılmıştır?

A) Ülkemiz insanı sanata karşı neden bu kadar ilgisiz?

B) İnsanların ihtiyaçları konusunda yöneticiler neden duyarsız?

C) Ülkemizdeki yaşam koşullarının düzeltilmesi için neler yapılmalı?

D) Sanatçıların ülkemiz koşullarında verimli çalış­ması mümkün mü?

 

4. Ömrümüz kısa değil, fakat ömrümüzün çoğu­nu boşa geçiriyoruz. Bütün ömür iyi kullanılacak olursa, hayat yetecek kadar uzundur. En iyi işle­rin başarılmasına elverecek kadar geniştir insan ömrü.

Bu paragrafa en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?

A) İnsan ve Ömrü

B) Ömrü Boşa Geçirmek

C) Ömrün Kısalığı

D) Tükenmeyen Ömür

 

5. (I) Bana göre, her yazarın okuru biraz kendine benzer. (II) Söz konusu olan usta bir yazarsa, ki­tapları, yazıları yahut gazetedeki köşesi minik bir okuldur okurları için. (III) Yıllar yılı orada ruhunun ışıklarıyla yıkayıp durmuştur onları. (IV) Ancak bazı okurlar da akıl verir, yazarlık öğretmeye kalkar.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden han­gisi, düşüncenin akışını bozmaktadır?

A) I.              B) II.           C) III.             D) IV.

 

6. Kaliteli, iyi şiir kitapları çok az satılıyor. Meraklısı, tutkunu dışında, sıradan okurun ilgisini çeken ki­tapların sayısı çok az. Türk şiirinin büyük usta­larının eserlerinin satış rakamlarını gördüğümde utanıyorum.

Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisi­dir?

A) Şiire karşı ilgisizlik

B) Usta şairlere sahip çıkma

C) Güzel şiire tutku

D) Okuma alışkanlığı

 

7. Gün doğmadan kalkmıştı. (I) Bir iki lokma bir şey­ler yiyip hemen yola çıktı. (II) Daha önce kasabaya birkaç kez gitmişti. (III) Akşam olmadan kasabaya varmak istiyordu. (IV) Bunun için de ardından atlı kovalıyormuş gibi hızlı hızlı yürüyordu.

Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden han­gisi, paragrafın anlam akışını bozmaktadır?

A) I.                B) II.             C) III.             D) IV.

 

8. Üretiyorlar zaten. Türkiye’de sanatsal yozlaşma­ya karşı çıkan, sanatçı duruşunu korumak isteyen çok değerli sanatçılar var. Bunlar hiçbir zaman gazete manşetlerinde yer almıyorlar; ama kendi köşelerinde eserlerini veriyorlar.

Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisini yanıt­lamak için yazılmıştır?

A) Sanatçılar, sanatın yozlaşmasına bir çözüm üretemeyecekler mi?

B) Toplumun bütün kesimlerine hitap eden yapıt­lar üretiliyor mu?

C) Toplumsal içerikli yapıtları hangi çizgideki sa­natçılar üretir?

D) Sanatçı, yapıtlarını geniş bir kitleye seslenmek için mi üretir?

 

9. (I) Bu inancımı da asla ama asla yitirmem. (II) Sa­natçının baskılara boyun eğmeyeceğine, çizgi­sinden ödün vermeyeceğine inancım sonsuz. (III) Çünkü sanatçının, geçimini az çok sağladıktan sonra kendisini sanatına adayacağını biliyorum. (IV) Sanatı için gereken tüm zorluklara katlanaca­ğına inanıyorum.

Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangi­leri yer değiştirildiğinde parçanın anlatım akışı düzelmiş olur?

A) I. ve II.                                     B) I. ve III.

C) II. ve III.                                  D) III. ve IV.

 

10. Türkiye’de bir dönem aydın çürümesi diye tanım­ladığımız bir olgu çok yoğunlaşmıştı. Bunun ne­deni aydınların kendini öne çıkarma saplantısıydı. Aydınlar, halkın yaşamını düzenleme görevine so­yunmuşlardı. Ama bu girişim fiyaskoyla sonuçlan­dı; çünkü…

Bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?

A) halk kendisi için doğru olanı biliyordu ve onu yaptı.

B) aydınlar, kendi aralarında iyi organize olmuş­lardı.

C) halk bu yönlendirmeye olumlu yanıt vermişti.

D) aydınlar, halkın gelişmesi için gerekeni yap­mışlardı.

Cevaplar: 1-C  2-D  3-A  4-B  5-D  6-A  7-C  8-A  9-A  10-A

AddThis Social Bookmark Button